Mikro Öğrenme: Kısa ve Öz İçeriklerle Bilgi Edinme Verimliliği
Bilgi çağının en büyük ironisi, bilgiye ulaşmanın çok kolay, ancak ona odaklanmanın her zamankinden zor olmasıdır. İnsanların dikkat süresinin kısaldığı ve zamanın en kıymetli hazine haline geldiği bir dönemde “Mikro Öğrenme” (Microlearning) eğitim dünyasının parlayan yıldızı oldu. Mikro öğrenme, büyük ve karmaşık konuların 3 ila 10 dakikalık, küçük ve sindirilebilir parçalara bölünerek sunulmasıdır. Bir video, bir infografik veya kısa bir test; odaklanmış tek bir amaca hizmet eder.
Mikro öğrenmenin başarısı, insan beyninin çalışma prensipleriyle uyumlu olmasından gelir. Beynimiz, tek seferde çok fazla bilgi yüklenmesi yerine (Cognitive Overload), küçük parçaları uzun süreli hafızaya daha kolay aktarır. Yolda, kahve molasında veya günün herhangi bir küçük boşluğunda bir şey öğrenmek, öğrenmeyi bir “zorunluluk” olmaktan çıkarıp bir “alışkanlık” haline getirir. Özellikle kurumsal eğitimlerde, çalışanların saatlerce süren sıkıcı seminerler yerine, ihtiyaç duydukları bilgiye anında ve kısa sürede ulaşmaları verimliliği ciddi oranda artırır.
Bu yöntem, “yaşam boyu öğrenme” vizyonu için de mükemmel bir araçtır. Bir beceriyi (örneğin Excel’de formül yazmayı veya bir tasarım aracını kullanmayı) ihtiyaç anında ve kısa sürede öğrenmek, bilginin akılda kalıcılığını %20 daha fazla artırır. Mikro öğrenme, eğitimin “atıştırmalık” versiyonu gibi görünse de, düzenli yapıldığında devasa bir bilgi birikimine dönüşür. Teknolojinin hızıyla yarışabilmek için öğrenme hızımızı ve yöntemimizi de bu çevik yapıya uydurmak zorundayız.
İlk yorumu sen yap
Görüşlerini paylaş, tartışmaya katıl.